Rızai taksim sözleşmesi, bir taşınmaz ya da tereke üzerinde ortak hak sahibi olan kişilerin, mahkemeye başvurmadan kendi aralarında anlaşarak ortaklığı sona erdirdikleri sözleşmedir. Paylı mülkiyete konu bir arsanın paydaşları da, miras yoluyla ortak kaldıkları bir taşınmazın mirasçıları da bu yola başvurabilir. Sözleşme imzalandığında her ortak kendi payına düşen malı alma hakkı kazanır, diğerlerinin payına düşen kısım üzerindeki hak iddiasından vazgeçmiş sayılır.
Rızai taksim sözleşmesi konusunda avukatlarımızla görüşme yapmak için Online Avukat Randevu sayfamızdan randevu alabilirsiniz.
Ortaklığın rızaen giderilmesi konusunda detaylı bilgi için Avukata Sor sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.
- Mahkemesiz çözüm: Rızai taksim sözleşmesi, ortakların dava açmadan taşınmazı veya mirası kendi aralarında paylaşmasını sağlar.
- Şekil şartı değişir: Miras ortaklığındaki taksimde yazılı sözleşme yeterliyken, tapuda hisseli hale gelmiş bir taşınmazın taksimi resmi şekle tabi olabilir.
- Oybirliği gerekir: Sözleşmenin geçerli olması için tüm ortakların veya mirasçıların katılımı şarttır.
- İzale-i şüyu farkı: Geçerli bir taksim sözleşmesi varsa ortaklığın giderilmesi davası açılamaz, sözleşmenin ifası için tescil davası açılır.
Rızai Taksim Sözleşmesi Nedir?
Rızai taksim, ortak mülkiyete konu bir malın, hak sahiplerinin karşılıklı rızasıyla paylaşılmasıdır. İki farklı ortaklık türünde karşımıza çıkar.
Birincisi, tapuda hisseli (paylı mülkiyet) olarak kayıtlı bir taşınmazın paydaşları arasındaki kullanım veya mülkiyet paylaşımıdır. İkincisi, miras bırakanın ölümüyle mirasçılar arasında kendiliğinden doğan elbirliği mülkiyetinin, yani miras ortaklığının, mirasçılar tarafından rızaen sona erdirilmesidir.
Her iki durumda da amaç aynıdır. Ortaklık, mahkeme kararı olmadan tarafların kendi iradesiyle sona erer. Sözleşme kurulduktan sonra taraflar artık ortaklığın giderilmesi davası açamaz, çünkü ortaklık zaten sözleşmeyle sona ermiştir.
Uygulamada bu sözleşmeye en sık kardeşler arasındaki miras paylaşımında, boşanan çiftlerin ortak taşınmazlarında ve iş ortaklığı sona eren kişiler arasında başvurulur. Taraflar arasındaki güven ilişkisi ne kadar sağlamsa, sözleşme o kadar hızlı sonuçlanır.
Rızai Taksim Sözleşmesinin Şekil Şartı
Sözleşmenin şekli, hangi ortaklık türüne uygulandığına göre değişir ve bu ayrım pratikte sık karıştırılır. Miras ortaklığındaki tereke malları için Türk Medeni Kanunu, paylaşma sözleşmesinin geçerliliğini yazılı şekle bağlamıştır.[1]
Türk Medeni Kanunu, madde 676"Mirasçılar arasında payların oluşturulması ve fiilen alınması veya aralarında yapacakları paylaşma sözleşmesi mirasçıları bağlar. Paylaşma sözleşmesiyle mirasçılar, tereke mallarının tamamı veya bir kısmı üzerindeki elbirliği mülkiyetinin miras payları oranında paylı mülkiyete dönüştürülmesini de kabul edebilirler. Paylaşma sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır."
Bu maddeye göre, tüm mirasçıların katıldığı adi yazılı bir sözleşme yeterlidir. Noterde düzenlenmesi ya da tapu memuru huzurunda yapılması bir geçerlilik şartı değildir, sadece ispat kolaylığı sağlar.
Taşınmaz artık tapuda hisseli olarak kayıtlıysa durum farklıdır. Bu noktada yapılan paylaşım aslında bir payın diğer paydaşa devri (temliki) niteliği taşır ve taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmeler resmi şekle tabidir.[2] Paydaşlardan biri, taksim yerine payını doğrudan üçüncü bir kişiye satarsa, diğer paydaşların önalım hakkı gündeme gelir. Bu hakkın süresi ve nasıl kullanılacağı şufa hakkı davası yazımızda ele alınmaktadır.
Aşağıdaki tablo iki durumu karşılaştırır.
| Ortaklık Türü | Şekil Şartı | Açıklama |
|---|---|---|
| Miras ortaklığı (elbirliği mülkiyet, henüz paylaşılmamış tereke) | Adi yazılı sözleşme yeterli | Tüm mirasçıların katılımıyla imzalanan yazılı sözleşme geçerlidir |
| Tapuda hisseli (paylı mülkiyet) taşınmaz | Resmi şekil gerekir | Paylaşım pay temliki sayıldığından tapuda ya da noterde düzenleme şeklinde yapılmalıdır |
Yargıtay içtihadı bu ayrımı somut biçimde ortaya koymuştur. Mirasçılar arasındaki taşınmaz zaten paylı mülkiyet şeklinde tapuya tescil edilmişse terekeden çıkmış sayılır, o taşınmaza ilişkin taksim tüm mirasçıların katılımıyla yapılsa bile resmi şekle uyulmadıkça geçerli kabul edilmez.[3]
Rızai Taksim ile Ortaklığın Giderilmesi Davası Arasındaki Fark
Ortaklığın giderilmesi (izale-i şüyu) davası, rızai taksimin mahkemeye taşınmış halidir, ama ikisi aynı sonuca farklı yollardan ulaşır. Bu davada hakim, taraflar anlaşamadığı için devreye girer ve malın aynen bölünmesine ya da satılarak bedelinin paylaştırılmasına karar verir. Rızai taksimde ise bu kararı taraflar kendileri, sözleşmeyle verir.
Geçerli bir rızai taksim sözleşmesi varken açılan bir ortaklığın giderilmesi davası, Yargıtay'a göre reddedilmesi gereken bir davadır.[4]
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/10914, K. 2011/1017, T. 01.02.2011"Ortaklığın giderilmesi geçerli bir paylaşma sözleşmesine dayanılarak isteniyorsa bu şekilde açılmış davanın reddi gerekir. Zira bu gibi durumlarda paylaşma sözleşmesine göre tescil davası açılmalıdır."
Bu kararda mahkeme, elbirliği mülkiyetine tabi taşınmaz hakkında geçerli bir rızai taksim sözleşmesi bulunduğunu, bu nedenle ortaklığın giderilmesi davasının reddedilip sözleşmenin ifası için tapu iptali ve tescil davası açılması gerektiğini vurgulamıştır. Uygulamada, taksim sözleşmesine rağmen bir taraf payını devretmekten kaçınırsa diğer ortaklar bu davayı açarak sözleşmenin yerine getirilmesini talep eder.
Rızai Taksim Sözleşmesinde Oybirliği Zorunluluğu
Sözleşmenin geçerli olması için ortaklığa dahil herkesin katılması gerekir, tek bir ortağın eksik kalması sözleşmeyi baştan geçersiz kılar. Bu kural hem paylı mülkiyet hem miras ortaklığı için geçerlidir ve Yargıtay içtihadında yerleşik bir ilkedir.[5]
Ortaklardan biri fiil ehliyetine sahip değilse, örneğin kısıtlı bir mirasçıysa, onun adına vasi imza atar, ama vasinin bu işlemi vesayet makamının iznine bağlıdır. Kısıtlı bir mirasçının taksim sürecindeki konumu Zihinsel Engelli Bireylerin Miras Hakkı yazımızda ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.
Miras Ortaklığında Rızai Taksimin Özellikleri
Miras ortaklığında taksime yalnızca yasal mirasçılar değil, miras bırakanın vasiyetname veya miras sözleşmesiyle mirasçı sıfatı kazandırdığı kişiler de taraf olur. Örneğin miras bırakan üvey çocuğuna resmi vasiyetnameyle mal bırakmışsa, bu kişi de atanmış mirasçı sıfatıyla taksim sözleşmesine katılır. Atanmış mirasçılığın nasıl kazanıldığına dair ayrıntı Üvey Çocuğun Miras Hakkı Var mı? yazımızda anlatılmaktadır.
Miras ortaklığındaki taksimde dikkat edilmesi gereken bir başka nokta, henüz doğmamış bir mirasçı adayı (cenin) varsa paylaşmanın doğuma kadar ertelenmesidir.[6] Uygulamada mirasçılar bu süreyi beklemeden anlaşmaya çalışsa da, cenin doğmadan kurulan bir taksim sözleşmesi sonradan doğan mirasçının payını gözetmediği için sorun çıkarabilir.
Taksim sözleşmesinin imzalanması, mirasçıların tereke borçlarından sorumluluğunu hemen sona erdirmez. Alacaklının açık ya da örtülü rızası olmadıkça mirasçılar, paylaşmadan sonra da beş yıl boyunca tüm malvarlıklarıyla müteselsilen sorumlu kalır.[7]
Rızai Taksim Sonrası Tapu Tescili Süreci
Sözleşmenin imzalanması, tapu kaydını kendiliğinden değiştirmez. Sözleşme taraflar arasında bağlayıcı olsa da taşınmazın fiilen kimin adına tescil edileceği ayrı bir işlemle tapu müdürlüğüne bildirilmelidir. Bu aşamada veraset ilamı, taksim sözleşmesi ve kimlik belgeleriyle birlikte tapu müdürlüğüne başvurulur.
Tapu müdürlüğüne başvuruda genellikle şu belgeler istenir:
- Taksim sözleşmesi, mirasla ilgiliyse veraset ilamıyla birlikte
- Tarafların kimlik belgeleri
- Varsa vekaletname
- Tapu harcının yatırıldığına dair dekont
Taşınmaz fiziken bölünecekse, örneğin bir arsanın ayrı parsellere ayrılması gerekiyorsa, önce ifraz işlemi yapılır ve ardından her parsel ilgili ortak adına tescil edilir. Uygulamada ifraz süreci belediye veya il tarım müdürlüğünün onayına bağlı olduğundan birkaç haftaya kadar uzayabilir. Bu nedenle taksim sözleşmesi imzalanır imzalanmaz tapu başvurusunun geciktirilmemesi önerilir.
Denkleştirme (İvaz) Bedeli Nasıl Belirlenir?
Taksime konu mallar eşit değerde değilse, düşük değerli payı alan ortağa bir denkleştirme bedeli, yani ivaz ödenir. Bu bedel taraflarca serbestçe kararlaştırılır, kanunda sabit bir oran yoktur. Uygulamada denkleştirme bedeli genellikle bilirkişi değerlendirmesine ya da tarafların kendi belirlediği rayiç değere göre hesaplanır.
Denkleştirme bedelinin sözleşmede açıkça yazılmaması, ileride "eksik bilgilendirme" ya da "aşırı yararlanma" iddialarına zemin hazırlar. Taksim sözleşmesinde her ortağa düşen malın tanımı kadar, varsa denkleştirme tutarı da net biçimde belirtilmelidir.
"Rızai Taksim Sözleşmesi Nedir ve Ortaklar Bunu Nasıl Yapar?" yazımızla ilgili detaylı bilgi almak için hemen İletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.
Rızai Taksim Sözleşmesi Hakkında Sık Sorulan Sorular
Rızai taksim sözleşmesi hazırlanırken ortakların en çok merak ettiği noktaları bu başlıkta topladık.
Rızai taksim sözleşmesi noterde yapılmak zorunda mıdır?
Hayır. Miras ortaklığındaki tereke malları için kanun yalnızca yazılı şekli arar, noter şartı yoktur. Ancak taşınmaz zaten tapuda hisseli olarak kayıtlıysa, paylaşım pay devri sayıldığından resmi şekil gerekir.
Rızai taksim sözleşmesi tapuya kendiliğinden işlenir mi?
Hayır. Sözleşme taraflar arasında bağlayıcı olsa da tapu kaydına yansıması için ayrıca tescil, gerekiyorsa ifraz işleminin tapu müdürlüğünde yaptırılması gerekir.
Ortaklardan biri rızai taksime katılmazsa ne olur?
Sözleşme geçersiz sayılır, çünkü geçerlilik için ortaklığa dahil herkesin katılımı şarttır. Bu durumda paylaşım isteyen ortak, mahkemeden ortaklığın giderilmesini talep edebilir.
Rızai taksim sözleşmesi sonradan iptal edilebilir mi?
Taraflar karşılıklı rızayla sözleşmeyi her zaman değiştirebilir veya sona erdirebilir. Tek taraflı iptal ise ancak hata, hile veya tehdit gibi irade sakatlığı hallerinin ispatlanmasıyla mümkündür.
Referans ve Kaynaklar
[1] 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, madde 676.
[2] 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, madde 706.
[3] Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2018/10954, K. 2018/14433, T. 26.06.2018.
[4] Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/10914, K. 2011/1017, T. 01.02.2011.
[5] Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2016/14991, K. 2020/5344, T. 23.09.2020.
[6] 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, madde 643.
[7] 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, madde 681.
Av. Kazım Ceylan • Tarih: 10 Ağustos 2026
