Av. Kazım Ceylan Hukuk Bürosu

Süresiz Nafakanın Kaldırılması Davası

Av. Kazım Ceylan
•
30.09.2026

Süresiz nafakanın kaldırılması davası, yoksulluk nafakası ödeyen tarafın, kanunda sayılan şartlardan biri gerçekleştiğinde nafakanın sona erdirilmesini istediği davadır. Dava, aile mahkemesinde açılır ve şartın gerçekleştiğini ispat yükü davayı açan tarafa aittir. Kısaca "süresiz nafaka" denen bu yükümlülük, adı ne olursa olsun kanunda sayılan hallerde her zaman kaldırılabilir.

Davanın dayanağı olan hükümlerin tam metnine Türk Medeni Kanunu sayfamızdan ulaşabilirsiniz.

Süresiz nafakanın kaldırılması davası konusunda avukatlarımızla görüşme yapmak için Online Avukat Randevu sayfamızdan randevu alabilirsiniz.

Yazı Özeti
  • Süresiz nafakanın kaldırılması davası Türk Medeni Kanunu'nun 176. maddesindeki şartlardan biri gerçekleşince nafaka yükümlüsünün aile mahkemesinde açtığı davadır.
  • Alacaklının yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümünde nafaka dava gerekmeden kendiliğinden kalkar.
  • Fiili birliktelik, yoksulluğun sona ermesi ve haysiyetsiz hayat sürme hallerinde mahkeme kararı gerekir ve ispat yükü davacıdadır.
  • İspat aynı adreste sürekli ikamet, ortak fatura ve komşu beyanlarıyla yapılır, tek sosyal medya paylaşımı yetmez.
İçindekiler9 başlık
  1. Nafakanın Kaldırılması Hangi Şartlara Bağlıdır?
  2. Nafakanın Kaldırılması ile Azaltılması Aynı Şey midir?
  3. Fiili Birliktelik Nasıl İspatlanır?
  4. Görevli ve Yetkili Mahkeme Neresidir?
  5. Dava Süreci ve Sonuçları
  6. Süresiz Nafaka İptali Kararı Bu Davayı Etkiler mi?
  7. Nafaka Yükümlülüğünün Başlangıcına Kısa Bakış
  8. Yeni Nafaka Tutarının Hesaplanması
  9. Süresiz Nafakanın Kaldırılması Davası Hakkında Sık Sorulan Sorular

Nafakanın Kaldırılması Hangi Şartlara Bağlıdır?

Türk Medeni Kanunu'nun 176. maddesi, irat biçiminde ödenen nafakanın hangi hallerde sona ereceğini düzenler.[1] İlk grup kendiliğinden gerçekleşir, ikinci grup mahkeme kararı gerektirir.

Nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümü halinde nafaka kendiliğinden kalkar, ayrıca dava açmaya gerek yoktur. Buna karşılık aşağıdaki hallerde nafakanın kesilmesi için mutlaka mahkeme kararı gerekir:

  • Nafaka alacaklısının, resmi nikah olmaksızın fiilen evliymiş gibi bir birliktelik sürmesi
  • Nafaka alacaklısının yoksulluğunun ortadan kalkması
  • Nafaka alacaklısının haysiyetsiz bir hayat sürmesi

Bu üç halden herhangi birinin ispatı, davayı açan tarafa aittir. Mahkeme, koşulun gerçekten gerçekleştiğine kanaat getirmedikçe nafakayı kaldırmaz.

Süresiz nafakanın kaldırılması davası ile ilgili durumunuza özel bir değerlendirme almak için görüşme öncesinde Avukata Sor sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

Nafakanın Kaldırılması ile Azaltılması Aynı Şey midir?

İkisi farklı taleplerdir. Kaldırma davası nafakayı tamamen sona erdirmeyi hedefler, azaltma davası ise nafakanın devam etmesini kabul edip yalnızca miktarını düşürmeyi amaçlar.

Kanun, aynı maddede iki talebi birlikte düzenler. Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılmasına veya azaltılmasına karar verilebilir.[2] Yükümlünün geliri geçici değil kalıcı biçimde düşmüşse azaltma, nafaka ihtiyacı tamamen ortadan kalkmışsa kaldırma talep edilir. Azaltma davasının dilekçe örneği Nafakanın Azaltılması Dava Dilekçesi yazımızda yer almaktadır.

Aşağıdaki tablo, nafakanın sona erme yollarını karşılaştırır.

Sona Erme Yolu Nasıl Gerçekleşir Dava Gerekir mi
Yeniden evlenme Kendiliğinden Hayır
Taraflardan birinin ölümü Kendiliğinden Hayır
Fiili birliktelik / yoksulluğun sona ermesi / haysiyetsiz hayat Mahkeme kararıyla Evet
Ekonomik durum değişikliği Mahkeme kararıyla (azaltma) Evet

Fiili Birliktelik Nasıl İspatlanır?

Uygulamada en çok tartışılan şart, resmi nikah olmadan "evliymiş gibi" yaşamadır. Tek bir tanıklık veya sosyal medya paylaşımı çoğu zaman tek başına yeterli görülmez.

Mahkemeler bu iddiayı, aynı adreste sürekli ikamet, ortak fatura veya kira kaydı, komşu ve muhtar beyanları ile birlikte değerlendirir. Arada sırada aynı evde kalma, süreklilik taşımadığı için kural olarak fiili birliktelik eşiğine ulaşmaz. Buna karşılık kısa süren bir birliktelik de sürekli bir ortak hayat niteliği taşıyorsa bu eşiğe ulaşır. Yargıtay, boşanmadan sonra bir ay kadar başka biriyle fiilen evliymiş gibi yaşamayı nafakanın kaldırılması için yeterli görmüş, kişinin sonradan ayrılmasının nafakanın devamını haklı göstermeyeceğini belirtmiştir.[3] Yargıtay on ay kadar süren bir birliktelikte de aynı sonuca varmıştır.[4] Yargıtay, yakınların ve komşuların tutarlı tanık beyanlarıyla fiilen evliymiş gibi bir birlikteliğin ortaya konduğu bir olayda bu ilkeyi şöyle uygulamıştır:[5]

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2013/12629, K. 2013/29821, T. 17.12.2013

"Türk Medenin Kanunun 176/3. maddesinde, yararına yoksulluk nafakası taktir edilen kadının evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması halinde mahkeme kararı ile nafakanın kaldırılacağı öngörülmüştür. Somut olayda davalının ablası ve davalının komşusu olan şahıslar tanık sıfatıyla dinlenmiş davalının F. isimli kişi ile karı koca hayatı yaşadıklarını beyan etmişlerdir. ... O halde davalının evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşadığı sabit olup, Türk Medeni Kanunun 176/3. maddesi koşulları oluşmuştur. Davacının yoksulluk nafakasının kaldırılması talebinin kabulüne karar vermek gerekirken istemin reddi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir."

Yoksulluğun sona erdiği iddiası ise SGK hizmet dökümü, düzenli maaş kaydı veya taşınmaz edinimi gibi somut belgelerle desteklenir. Gelirin geçici veya düzensiz olduğu durumlarda mahkeme, bu belirsizliği davayı açan tarafın aleyhine değerlendirebilir.

Mahkemelerin evliymiş gibi yaşama iddiasında aradığı delilleri gösteren şema
Fiili Birlikteliğin İspatında Aranan Deliller

Görevli ve Yetkili Mahkeme Neresidir?

Süresiz nafakanın kaldırılması davasında görevli mahkeme aile mahkemesidir.[6] Yetki konusunda kanun, nafaka alacaklısını koruyan bir düzenleme öngörür ve nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesini yetkili kılar.[7]

Bu, davayı açan yükümlü için pratik bir sonuç doğurur. Dava, kendi bulunduğu şehirde değil, nafaka alan tarafın yerleşim yerinde açılır.

Dava Süreci ve Sonuçları

Dava, yükümlünün hazırlayacağı bir dilekçeyle aile mahkemesine açılır. Dilekçede hangi şartın gerçekleştiği somut olgularla anlatılır ve varsa deliller (SGK kaydı, tanık listesi, adres tespiti gibi) dilekçeye eklenir.

Mahkeme, taraf beyanlarını ve delilleri topladıktan sonra koşulun oluşup oluşmadığına karar verir. Uygulamada, fiili birliktelik iddialarında mahkemeler çoğu zaman adres araştırması ve tanık dinletme yoluna gider, bu da sürecin birkaç duruşma sürmesine yol açabilir.

Nafakanın kaldırılmasına karar verilirse bu karar, kural olarak dava tarihinden itibaren sonuç doğurur. Yargıtay, kaldırma şartı daha önce gerçekleşmiş olsa bile nafakanın işe başlama gibi olay tarihinden değil, dava tarihinden itibaren kaldırılması gerektiğini kabul eder.[8] Dava tarihinden önce ödenen nafaka bu yüzden geri istenemez. Yargılama sürerken ödenen tutarların iadesi konusunda ise yerleşik bir Yargıtay çizgisi bulunmaz. Yargıtay, nafakanın kaldırılmasıyla birlikte baştan istenen iadeyi, iade davasının açıldığı tarihte nafaka henüz kaldırılmamış olduğu için reddedilmesi gereken bir istem saymıştır.[9] Ödeme icra takibi yoluyla yapıldıysa istirdat davası için bir yıllık süre, paranın ödendiği tarihten itibaren işler.[10]

Nafakanın kaldırılması davasında dilekçeden karara uzanan aşamaları gösteren akış
Kaldırma Davasının Dört Aşaması

Süresiz Nafaka İptali Kararı Bu Davayı Etkiler mi?

Anayasa Mahkemesi, yoksulluk nafakasının süresiz olmasına dayanak olan TMK m.175'teki "süresiz olarak" ibaresinin iptaline karar verdi. Gerekçeli karar 30 Eylül 2026 tarihli ve 33386 sayılı Resmi Gazete'de yayımlandı. İptal hükmü, yayım tarihinden dokuz ay sonra, 30 Haziran 2027'de yürürlüğe girecek.

Yasama organının bu tarihe kadar yeni bir düzenleme yapması gerekiyor. İptal hükmü yürürlüğe girene kadar TMK m.176'daki kaldırma ve azaltma şartları aynen uygulanır, mevcut nafakalar da kendiliğinden sona ermez. Sürecin güncel durumu Süresiz Nafaka İptali yazımızda takip ediliyor.

Kararın kapsamı, gerekçesi ve olası geçiş hükümleri hakkında ayrıntılı bilgi için Süresiz Nafaka İptali yazımıza bakabilirsiniz.

Nafaka Yükümlülüğünün Başlangıcına Kısa Bakış

Kaldırma davasının konusu olan nafaka, başlangıçta boşanma davası veya sonrasında açılan ayrı bir dava ile hükmedilmiştir. Yükümlülüğün hangi şartlarla doğduğunu bilmek, kaldırma davasında hangi olgunun değiştiğini göstermek açısından da yol göstericidir. Nafaka davasının nasıl açıldığı ve dava şartları Nafaka Nasıl Alınır yazımızda ayrıntılı olarak anlatılmaktadır.

Yeni Nafaka Tutarının Hesaplanması

Azaltma davası kazanılırsa nafaka tamamen kalkmaz, yalnızca güncel tutar yeniden belirlenir. Kararda otomatik artış hükmü varsa bu tutar sonraki yıllarda ayrıca güncellenir. Güncel dönem tutarını görmek için Nafaka Hesaplama aracımızı kullanabilirsiniz.

İstanbul'da bu alanda deneyimli bir avukatla görüşmek isterseniz İstanbul Avukat sayfamızı inceleyebilirsiniz.

Süresiz nafakanın kaldırılması davası konusunda detaylı bilgi almak için hemen İletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.

Yeni yazı çıkınca haber verelim mi?

Hukuki haklarının farkında olmak için takip et!

Süresiz Nafakanın Kaldırılması Davası Hakkında Sık Sorulan Sorular

Nafakanın kaldırılması davasına dair en çok merak edilen soruları bu başlıkta yanıtladık.

Nafakanın kaldırılması davasını kim açabilir?

Davayı, nafaka ödemekle yükümlü olan taraf açar. Amaç, kanunda sayılan bir sona erme veya değişme şartının gerçekleştiğini mahkemeye ispatlamaktır.

Nafaka alan taraf yeniden evlenirse dava açmaya gerek var mı?

Hayır. Yeniden evlenme halinde nafaka kendiliğinden sona erer, ayrıca kaldırma davası açılmasına gerek yoktur.

Fiilen birlikte yaşama nasıl ispatlanır?

Tek bir iddia yeterli değildir. Mahkemeler bunu aynı adreste sürekli ikamet, ortak fatura veya kira kaydı ve tanık beyanları gibi birden çok delille birlikte değerlendirir.

Nafakanın azaltılması ile kaldırılması aynı dava mıdır?

Hayır. Azaltma davası nafakanın devamını kabul edip miktarını düşürmeyi hedefler, kaldırma davası ise nafakayı tamamen sona erdirmeyi amaçlar.

Kaldırma davası ne kadar sürer?

Süre, iddia edilen şartın ispat güçlüğüne göre değişir. Fiili birliktelik gibi tanık ve araştırma gerektiren iddialarda süreç, salt belgeyle ispatlanan yoksulluk iddialarına göre daha uzun sürebilir.

Dava kazanılırsa geçmiş nafaka ödemeleri geri alınabilir mi?

Dava tarihinden önce yapılan ödemeler için hayır. Kaldırma kararı kural olarak dava tarihinden itibaren sonuç doğurur, ancak yargılama sürerken ödenen nafakanın iadesi konusunda yerleşik bir Yargıtay çizgisi yoktur. Yargıtay, kaldırma davasıyla birlikte baştan istenen iadeyi, iade davasının açıldığı tarihte nafaka henüz kaldırılmadığı gerekçesiyle kabul etmemiştir.

Süresiz nafakanın kaldırılması davasında arabuluculuk şartı var mı?

Hayır. Nafakaya ilişkin talepler dava şartı arabuluculuk kapsamına girmez ve doğrudan aile mahkemesinde dava açılabilir.

AYM'nin süresiz nafaka kararı bekleyen davaları etkiler mi?

Şimdilik hayır. Gerekçeli karar 30 Eylül 2026'da Resmi Gazete'de yayımlandı ancak iptal hükmü 30 Haziran 2027'ye kadar yürürlüğe girmeyecek; bu tarihe kadar mevcut kaldırma ve azaltma davalarında TMK m.176'daki kriterler uygulanmaya devam etmektedir.

Hukuki gelişmeleri Google'da bizden takip edin.

Av. Kazım Ceylan Hukuk Bürosu'nu Google aramalarında tercih edilen kaynağınız olarak seçin, yazılarımız arama sonuçlarında öne çıksın.


Referans ve Kaynaklar

[1] 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.176/3: Nafaka, alacaklının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümü halinde kendiliğinden kalkar. Alacaklının fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun sona ermesi veya haysiyetsiz hayat sürmesi halinde mahkeme kararıyla kaldırılır.

[2] 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.176/4: Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde nafakanın artırılmasına veya azaltılmasına karar verilebilir.

[3] Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2014/13335, K. 2014/13791, T. 18.06.2014 — bir ay kadar süren fiili birlikteliğin, sonradan ayrılınsa da yoksulluk nafakasının kaldırılması sebebi olduğu.

[4] Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2013/20565, K. 2014/4474, T. 03.03.2014 — Haziran 2011 ile Nisan 2012 arasında fiilen evliymiş gibi yaşamanın yoksulluk nafakasının kaldırılması sebebi olduğu.

[5] Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2013/12629, K. 2013/29821, T. 17.12.2013 — yakın ve komşu tanıklarının tutarlı beyanlarıyla fiilen evliymiş gibi yaşamanın kanıtlanması halinde yoksulluk nafakasının kaldırılması gerektiği.

[6] 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m.4: Aile hukukundan doğan dava ve işlere aile mahkemesi bakar.

[7] 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.177: Boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.

[8] Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2009/5083, K. 2010/3262, T. 14.06.2010 — yoksulluğun sona ermesi sebebiyle kaldırılan nafakanın, alacaklının işe başladığı tarihten değil dava tarihinden itibaren kaldırılması gerektiği.

[9] Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/6758, K. 2016/4631, T. 28.03.2016 — iade davasının açıldığı tarihte yoksulluk nafakası kaldırılmamış olduğundan, yargılama sırasında ödenen nafakanın iadesi isteminin reddi gerektiği.

[10] 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.72/7: Borçlu olmadığı bir parayı ödemek zorunda kalan kişi, ödediği tarihten itibaren bir yıl içinde paranın geri alınmasını isteyebilir.

HUKUKİ DENETİM

Av. Kazım Ceylan • Tarih: 30 Eylül 2026

Bu Makaleyi Paylaş
Avukat Kazım Ceylan
Avukat Kazım Ceylanİstanbul Barosu • Sicil No: 78121

Av. Kazım CEYLAN ve ekibi başta işçi hakları, boşanma, kira, miras ve ceza hukuku olmak üzere birçok alanda çözüm odaklı hukuki destek sunmaktadır.

Bu içerik bilgilendirme amaçlı olup, hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır.

Ücretsiz Danışmanlık

Formu gönderdiğinizde, KVKK koşullarını kabul etmiş sayılırsınız.

Randevu
WhatsApp
Ara