İş kazasında kusur durumları, kazanın oluşumunda işverenin, işçinin ve varsa üçüncü bir kişinin ne ölçüde sorumlu olduğunu gösteren orandır. Bu oran, bir iş güvenliği bilirkişi kurulu tarafından hazırlanan rapor ile belirlenir ve işverenden istenebilecek tazminat tutarını doğrudan etkiler. Kusur raporu düşük çıktıkça tazminat küçülür, işverenin kusuru ağırlaştıkça tazminat büyür.
Tazminata ilişkin hükümlerin tam metnine Türk Borçlar Kanunu sayfamızdan ulaşabilirsiniz.
İş kazası kusur durumunuz konusunda avukatlarımızla görüşme yapmak için Online Avukat Randevu sayfamızdan randevu alabilirsiniz.
- Bilirkişi heyeti belirler: Kusur oranı, iş güvenliği alanında uzman bir bilirkişi heyetinin dosya üzerindeki incelemesiyle tespit edilir.
- Somut delile dayanır: Risk değerlendirmesi, eğitim kayıtları, ekipman belgeleri ve kaza tutanağı esas alınır, soyut tahmin yeterli görülmez.
- İşverenin kusuru gözetme borcundan doğar: İş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini alma yükümlülüğünün ihlali kusur oluşturur.
- İşçinin kusuru tazminatı azaltır: İşçinin katkısı tazminatı düşürür, ancak dava hakkını ortadan kaldırmaz.
- Sorumluluk kusura dayalıdır: İşverenin kusursuz sorumluluğu kural değildir, kendisine yüklenebilecek bir ihmal aranır.
- Manevi tazminatta çarpan değildir: Maddi tazminatta kusur oranı matematiksel çarpan iken, manevi tazminatta hakim tarafından bir bütün olarak takdir edilir.
İş Kazasında Kusur Oranı Nasıl Belirlenir?
Kusur oranı, iş güvenliği alanında uzmanlaşmış bir bilirkişi heyetinin dosya üzerinde yaptığı incelemeyle tespit edilir. Heyet, işyerindeki fiziki koşulları, alınan veya alınmayan tedbirleri ve kazanın oluş biçimini birlikte değerlendirir.
İnceleme sırasında işverenin İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'ndan doğan yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği, işçiye gerekli eğitimin verilip verilmediği ve koruyucu ekipmanın sağlanıp sağlanmadığı ayrı ayrı sorgulanır. İşçinin talimatlara uyup uymadığı da aynı raporda ele alınır. Raporun sonunda işveren, işçi ve varsa üçüncü kişi için ayrı ayrı yüzdesel bir pay belirlenir.
Uygulamada mahkemeler, tek bir bilirkişi görüşüyle yetinmeyip taraflardan biri itiraz ettiğinde ek rapor veya farklı bir heyetten yeni rapor isteyebilir. Kusur raporu kesinleşmeden davanın esasına ilişkin bir karar verilmesi beklenmez, çünkü tazminat hesabının tamamı bu orana dayanır.
İş kazasında kusur durumları ile ilgili durumunuza özel bir değerlendirme almak için görüşme öncesinde Avukata Sor sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.
Kusur Durumları Hangi Delillerle Ortaya Konur?
Bilirkişi kurulu, kusur oranını soyut bir tahminle değil somut delillere dayanarak belirler. İşyerindeki risk değerlendirme raporu, periyodik İSG eğitim kayıtları, kaza tutanağı, varsa güvenlik kamerası görüntüleri ve tanık ifadeleri bu delillerin başında gelir.
Dosyada risk değerlendirmesinin hiç yapılmamış olması ya da yapılmışken kazaya yol açan tehlikenin raporda öngörülmemiş olması, işveren aleyhine güçlü bir delil sayılır. İşçinin daha önce benzer bir uyarı aldığına dair yazılı bir kayıt varsa, bu da işçinin kusur payının tartışılmasında kullanılır.
İşverenin Kusuru Hangi Durumlarda Doğar?
İşverenin kusuru, işçiyi gözetme borcunun ihlal edilmesinden doğar. Bu borç, iş sözleşmesinin doğal bir sonucu olup Türk Borçlar Kanunu'nda ayrıca düzenlenmiştir.[1]
Uygulamada en sık karşılaşılan kusur nedenleri arasında koruyucu ekipman eksikliği, makine ve tezgahlarda güvenlik donanımının bulunmaması, işçiye görev öncesi yeterli eğitimin verilmemesi ve saha denetiminin aksatılması yer alır. İşyerinde iş güvenliği uzmanı veya işyeri hekimi görevlendirilmemiş olması da bilirkişi raporlarında kusur oranını yükselten ayrı bir kalem olarak değerlendirilir. Bu yükümlülüğün kapsamı İşyeri Hekimi ve İSG Bulundurma yazımızda ayrıntılı olarak anlatılmaktadır.
İşverenin sözleşmeden doğan bu borcu ihlal etmesi durumunda kusursuzluğunu ispat yükü kendisine aittir. Yani işveren, kaza karşısında gerekli her tedbiri aldığını kanıtlayamazsa kusurlu kabul edilir.
İşçinin Kendi Kusuru Tazminatı Nasıl Etkiler?
İşçinin kendi davranışı da kazanın oluşumuna katkı sağlamışsa, bu durum tazminat tutarını azaltan bir unsur olarak dikkate alınır. Koruyucu ekipmanı kullanmamak, açıkça verilmiş bir talimata uymamak veya dikkatsiz bir hareketle riski artırmak bu kapsamda değerlendirilir.
Türk Borçlar Kanunu, zarar görenin kendi kusurunun tazminattan indirim veya tazminatın tamamen kaldırılması sebebi olabileceğini öngörür.[2] Uygulamada işçiye tam kusur atfedilen dosyalar oldukça sınırlıdır, çünkü işverenin gözetim ve denetim yükümlülüğü genellikle bir miktar kusur payı doğurur.
İşçinin kusuru bulunması, tazminat hakkını ortadan kaldırmaz. Yalnızca işverenden istenebilecek tutarı, işverenin kendi kusur oranıyla sınırlar.
Ancak istisnai olarak işçinin kusuru öylesine ağırsa, illiyet bağını tamamen kesip işvereni sorumluluktan kurtarabilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, işverenin sağladığı motosikletle yağışlı havada seyrederken kaza geçiren ve %100 kusurlu bulunan işçinin davasında bu istisnayı şöyle açıklamıştır:[3]
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2021/297, K. 2022/1760, T. 15.12.2022"Zarar görenin müterafik (ortak) kusuru illiyet bağını kesecek yoğunlukta ise zarar veren sorumluluktan kurtulacak ve tazminat ödemeyecektir... kazanın bu nedenle meydana gelmesinde %100 kusurlu olan davacının ağır kusuru nedeniyle iş kazası ile zarar arasındaki uygun illiyet bağının kesildiği ve davalı işverenin sorumlu tutulamayacağı sonucuna ulaşılmıştır."
Bu tür kararlar seyrek görülür; kararın karşı oy gerekçesinde de vurgulandığı gibi, işverenin sürücü belgesi bulunan işçiye dahi işin niteliğine uygun ayrı bir güvenlik eğitimi verme yükümlülüğü genellikle kusur tartışmasını canlı tutar.
Üçüncü Kişinin Kusuru Bulunması Durumunda Sorumluluk Nasıl Paylaşılır?
Kazanın oluşumunda işveren ve işçi dışında bir üçüncü kişinin de payı bulunabilir. Bu kişi, aynı işyerinde çalışan başka bir işçi olabileceği gibi, işyeri dışından bir taşeron çalışanı veya tamamen bağımsız bir üçüncü şahıs da olabilir.
Üçüncü kişi işverenin çalıştırdığı bir kişiyse, onun kusuru genellikle işverenin sorumluluğu kapsamında değerlendirilir. İşveren, çalıştırdığı kişilerin fiillerinden de sorumludur. Üçüncü kişi işverenle hiçbir bağı olmayan bağımsız bir kişiyse, bilirkişi raporunda ona ayrı bir kusur payı tayin edilir ve işçinin işverenden talep edebileceği tutar bu üçüncü kişi payı düşüldükten sonra kalan kısımla sınırlı kalır.
Bu durum uygulamada en çok, iş kazasının aynı zamanda trafik kazası niteliği taşıdığı olaylarda görülür. Örneğin bir sürücünün çarpması sonucu yaralanan işçinin dosyasında, çarpan sürücünün trafik sigortası ile işverenin kusur payı ayrı ayrı değerlendirilir ve işçi, her iki sorumludan kendi payına düşen kısmı talep edebilir.
İşverenin Kusursuz Sorumluluğu Var mıdır?
İş kazasında işverenin sorumluluğu, kural olarak kusura dayalıdır. İşveren yalnızca kendisine yüklenebilecek bir ihmal veya eksiklik bulunduğunda tazminatla sorumlu tutulur. Doktrinde ve eski içtihatlarda işverenin sorumluluğunu tehlike esasına (kusursuz sorumluluk) dayandıran görüşler de savunulmuştur, ancak yerleşik uygulama sözleşmeye aykırılıktan doğan kusur sorumluluğu esasını benimsemektedir.
Bu ayrımın pratikteki sonucu ispat yükünde ortaya çıkar. İşveren kusurunun bulunmadığını ispatlayamadığı sürece sorumluluktan kurtulamaz.
Bu durum fiilen işvereni güçlü bir özen gösterme yükümlülüğü altında bırakır. İşverenin "hiç kusurum yok" savunması, dosyada somut ve inandırıcı delillerle desteklenmediği sürece kabul görmez.
Uygulamada tamamen kusursuz bulunan işveren sayısı azdır, çünkü bilirkişi heyeti genellikle en azından denetim veya eğitim boyutunda küçük bir eksiklik tespit eder. Yüzde birkaçlık düşük bir kusur oranı dahi, kusursuzluktan farklı olarak işvereni tazminat sorumluluğunun içinde tutar.
Tam Kusursuzluk Halinde İşveren Yine de Sorumlu Tutulur mu?
Kazanın hiçbir tarafın kusuru olmaksızın, tamamen kaçınılmaz bir sebeple (örneğin öngörülemez bir doğa olayı veya beklenmedik bir teknik arıza) meydana geldiği istisnai durumlarda dahi işverenin sorumluluğu her zaman sıfıra inmez. Mahkeme, tazminatın kapsamını belirlerken olayın özelliklerini ve kusurun ağırlığını dikkate alır. Bu değerlendirme bazı dosyalarda işveren için hakkaniyete dayalı asgari bir sorumluluk doğurabilir.[4]
Bu istisna sık uygulanan bir kural değildir ve her kaçınılmazlık iddiası otomatik olarak asgari sorumluluk doğurmaz. Dosyanın somut koşulları, işverenin gözetim borcunu ne ölçüde yerine getirdiğini gösteren delillerle birlikte ayrıca değerlendirilir. Uygulamada kaçınılmazlık kabul edilen dosyalarda Yargıtay, zararın tamamının işçiye bırakılmasının hakkaniyete aykırı olacağı gerekçesiyle genellikle %60 işveren, %40 kazalı kusuru şeklinde bir paylaştırma yapmaktadır.
Yargıtay, kaçınılmazlığın sınırlarını da dar tutar; işverenin alması gereken tedbirlerden birini dahi almamış olması, olayın kaçınılmaz sayılmasına engeldir:[5]
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2018/6289, K. 2019/3373, T. 11.04.2019"Kaçınılmazlık, olayın meydana geldiği tarihte geçerli bilimsel ve teknik kurallar gereğince alınacak tüm önlemlere rağmen, iş kazası veya meslek hastalığının meydana gelmesi durumudur. İşveren alınması gerekli herhangi bir önlemi almamış ise olayın kaçınılmazlığından söz edilemez."
Kusur Oranı Manevi Tazminatı da Aynı Şekilde Etkiler mi?
Hayır. Maddi tazminatta kusur oranı doğrudan matematiksel bir çarpan iken, manevi tazminatta durum farklıdır: manevi tazminatın doğması için kusur şart değildir, kusur yalnızca tutarın takdirinde etkili bir unsurdur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bu ayrımı 1966 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararına atıfla şöyle pekiştirmiştir:[6]
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2015/722, K. 2018/215, T. 14.02.2018"6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesinde düzenlenen manevi tazminatta kusurun gerekmediği, ancak takdirde etkili olabileceği, 22.6.1966 tarih ve 1966/7 Esas 1966/7 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıkça vurgulanmıştır. Bu kararın gerekçesinde, takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hâl ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar, her olaya göre değişebileceğinden, hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken, ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Bu durumda manevi tazminat dosyasında etken olmayan kusur maddi tazminat dosyasında çok önemli bir rol alacaktır."
Kısacası, kusuru bulunmayan veya düşük çıkan bir işveren dahi manevi tazminattan tamamen kurtulmaz; kusur burada tutarın miktarını etkileyen çok sayıda unsurdan yalnızca biridir. Buna karşılık maddi tazminatta kusur oranı, tazminatın matematiksel olarak paylaştırılmasında belirleyici tek ölçüttür.
Kusur Oranının Tazminat Tutarına Yansıması
Kusur oranı, işverenden istenebilecek tazminatın matematiksel çarpanıdır ve toplam zararın tamamı değil işverenin payına düşen kısmı işverenden talep edilir. Kusur raporundaki birkaç puanlık bir değişiklik dahi, yüksek meblağlı dosyalarda tazminat tutarını ciddi ölçüde değiştirebilir.
Aşağıdaki tablo, aynı zarar miktarı üzerinden farklı kusur oranlarının tazminata nasıl yansıdığını gösterir.
| İşverenin Kusur Oranı | Toplam Zarar | İşverenden İstenebilecek Tazminat |
|---|---|---|
| %40 | 800.000 TL | 320.000 TL |
| %60 | 800.000 TL | 480.000 TL |
| %85 | 800.000 TL | 680.000 TL |
Bu hesaplamada SGK'nın sigortalıya bağladığı gelirin peşin sermaye değeri henüz düşülmemiştir. Kusur oranı belirlendikten sonraki hesaplama adımları ve mahsup işlemi İş Kazası Tazminatı Hesaplama yazımızda ayrıntılı olarak anlatılmaktadır.
Kusur raporunun kesinleşmesi ve tazminat davasının hangi aşamalardan geçtiği ise İş Kazası Tazminatı Davası yazımızın konusudur. Davanın açılabileceği süre sınırları İş Kazası Davası Zamanaşımı Süresi başlığımızda ayrıca işlenmektedir.
İş kazasında kusur durumunuzun tespiti ve tazminat sürecinizle ilgili detaylı bilgi almak için hemen İletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.
İş Kazasında Kusur Durumları Hakkında Sık Sorulan Sorular
İş kazasında kusur oranının belirlenmesi ve tazminata etkisi konusunda en çok sorulan soruları bu başlıkta derledik.
İş kazasında kusur oranı kim tarafından belirlenir?
Kusur oranı, iş güvenliği alanında uzman bir bilirkişi kurulunun dosya üzerinde yaptığı inceleme sonucunda hazırladığı raporla belirlenir. Rapor, işverenin aldığı tedbirleri, işçinin davranışını ve varsa üçüncü kişinin payını ayrı ayrı değerlendirir.
İşçinin hiç kusuru yoksa tazminat tutarı değişir mi?
Evet, işçinin kusuru bulunmaması işverenin kusur oranını yükseltir ve işverenden istenebilecek tazminat tutarını artırır. İşçi kusursuzsa toplam zararın tamamına yakını işverenden talep edilebilir.
İşveren kaza anında işyerinde değilse yine sorumlu tutulur mu?
Evet, işverenin fiilen olay yerinde bulunması sorumluluk için şart değildir. Sorumluluk, işverenin işçiyi gözetme ve güvenli çalışma ortamı sağlama borcuna dayanır.
Kusur raporuna itiraz edilirse süreç ne olur?
Taraflardan biri raporu yetersiz veya hatalı bulursa mahkemeden ek rapor ya da yeni bir bilirkişi heyeti görevlendirilmesi talep edilebilir. Kusur oranındaki değişiklik tazminat tutarını doğrudan etkilediği için bu itiraz süreci davanın kritik aşamalarından biridir.
Üçüncü kişinin kusuru varsa işveren hiç sorumlu olmaz mı?
Hayır, üçüncü kişinin ayrı bir kusur payı bulunması işverenin kendi kusur oranından kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. İşçi, işverenin kusuruna denk gelen kısmı yine işverenden talep edebilir.
İşveren tüm İSG tedbirlerini almışsa kaza yine de olursa sorumlu tutulur mu?
İşveren, kanunda ve işyerine özgü koşullarda gerekli tüm tedbirleri aldığını somut delillerle ispat edebiliyorsa kusursuz kabul edilebilir. Ancak bu ispat, uygulamada dosya bazında titizlikle incelenir ve her zaman kolay kabul görmez.
Kaza tamamen kaçınılmaz bir sebeple olduysa işveren tazminat ödemez mi?
Kaçınılmazlık hali işverenin sorumluluğunu genellikle azaltır, ancak her zaman tamamen ortadan kaldırmaz. Mahkeme, olayın özelliklerine göre işveren için hakkaniyete dayalı asgari bir sorumluluk belirleyebilir.
Referans ve Kaynaklar
[1] 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu madde 417 — işverenin işçiyi gözetme ve kişiliğini koruma borcu; bu borcun ihlaline bağlı zararlar sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabidir.
[2] 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu madde 52 — zarar görenin kendi kusurunun tazminattan indirim veya tazminatın tamamen kaldırılması sebebi olması.
[3] Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2021/297, K. 2022/1760, T. 15.12.2022 — işçinin ağır kusuru illiyet bağını kesecek yoğunluktaysa iş kazası ile zarar arasındaki bağın koptuğu ve işverenin sorumlu tutulamayacağı.
[4] 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu madde 51 — hakimin tazminatın kapsamını, durumun gereğini ve kusurun ağırlığını göz önünde tutarak belirlemesi.
[5] Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2018/6289, K. 2019/3373, T. 11.04.2019 — kaçınılmazlığın tüm teknik önlemlere rağmen zararın doğması hali olduğu, gerekli önlemi hiç almayan işverenin kaçınılmazlığa dayanamayacağı.
[6] Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2015/722, K. 2018/215, T. 14.02.2018 — manevi tazminatta kusurun aranmadığı, kusurun yalnızca takdir edilecek tutara etki ettiği ve bu takdirin objektif ölçütlerle gerekçelendirilmesi gerektiği.
Av. Kazım Ceylan • Tarih: 27 Temmuz 2026
