Aldatan eş mal alabilir mi sorusunun kısa cevabı evettir, çünkü Türk hukukunda edinilmiş mallara katılma rejiminde asıl kural kusura bakılmaksızın yarı yarıya paylaşımdır. Aldatmanın mal paylaşımını etkilemesi, ancak boşanma davası özel bir sebebe (zina veya hayata kast) dayanarak açılıp bu sebeple sonuçlanırsa mümkün olur. Bu istisna dışında aldatan eş de diğer eş gibi edinilmiş mallardaki katılma alacağına hak kazanır.
Mal paylaşımı konusunda avukatlarımızla görüşme yapmak için Online Avukat Randevu sayfamızdan randevu alabilirsiniz.
Aldatan eşin mal paylaşımı konusunda detaylı bilgi için Avukata Sor sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.
- Genel kural yarı yarıyadır: Edinilmiş mallara katılma rejiminde aldatma, kural olarak mal paylaşım oranını değiştirmez.
- Tek istisna zina veya hayata kasttır: TMK 236/2 uyarınca hakim, yalnızca bu iki özel sebeple açılan davada kusurlu eşin payını azaltabilir veya kaldırabilir.
- Genel sebeple boşanmada pay etkilenmez: Dava TMK 166'ya göre sonuçlanmışsa aldatma kanıtlansa bile katılma alacağı yarı yarıya hesaplanır.
- Kişisel mallar her durumda korunur: Miras veya bağış yoluyla edinilen mallar paylaşım dışında kalır.
- Tazminat ayrı bir konudur: Aldatmanın maddi ve manevi tazminata etkisi TMK 174 kapsamında, mal paylaşımından bağımsız değerlendirilir.
Edinilmiş Mallara Katılma Rejiminde Genel Kural Nedir?
Türkiye'de evlenen çiftler, aralarında farklı bir mal rejimi sözleşmesi yapmadıkları sürece kanunun öngördüğü edinilmiş mallara katılma rejimine tabidir.[1] Bu rejimde evlilik süresince taraflardan her birinin edindiği mallar, boşanmayla birlikte tasfiyeye tabi tutulur.
Tasfiyede paylaşılacak miktara artık değer denir. Bu değer, her eşin edinilmiş mallarının toplamından o mallara ilişkin borçlar düşüldükten sonra kalan tutardır.[2] Payın kural olarak nasıl belirleneceği ve tek istisnası aynı maddede birlikte düzenlenmiştir.
Türk Medeni Kanunu m. 236"Her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olurlar. Alacaklar takas edilir. Zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir."
Maddenin ilk iki cümlesi kuralı, son cümlesi ise tek istisnayı gösterir. Kural, evlilik süresince edinilen malların yarı yarıya paylaşılmasıdır ve bu oran kimin daha çok kazandığına veya evlilik birliğini kimin bozduğuna bakılmaksızın uygulanır. İstisna ise yalnızca iki özel boşanma sebebiyle sınırlıdır ve aşağıda ayrıca ele alınmaktadır.
Aldatan Eş Durumunda Kişisel Mal ile Edinilmiş Mal Farkı
Mal paylaşımı yalnızca edinilmiş malları kapsar, kişisel malları değil.[3] Aldatan eşin kişisel malları, kusur tartışması ne olursa olsun paylaşım dışında kalır ve sahibine aynen bırakılır.
Kanun, kişisel malı sayılan değerleri açıkça sıralar:
- Yalnızca kişisel kullanıma yarayan eşyalar
- Evlilik başlangıcında eşlerden birine ait olan veya evlilik süresince miras ya da bağış yoluyla edinilen mal varlığı değerleri
- Manevi tazminat alacakları
- Kişisel malların yerine geçen değerler
Bu listedeki bir mal, aldatan eşe ait olsa bile diğer eşle paylaşılmaz. Evlilik öncesinden kalma bir daire veya evlilik süresinde anne babadan miras kalan bir arsa, aldatma iddiası kanıtlansa dahi tasfiye hesabına girmez.
Zina veya Hayata Kast Sebebiyle Açılan Davada Pay Nasıl Azalır?
TMK m.236/2'deki istisna iki özel boşanma sebebiyle sınırlıdır. Bunlar zina (TMK m.161) ile hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranıştır (TMK m.162).[4] Davanın bu iki sebepten birine dayanarak açılmış ve boşanmaya bu sebeple karar verilmiş olması gerekir.
Hakimin payı azaltma veya kaldırma yetkisi otomatik değildir. Bu, hakimin somut olaya göre kullandığı bir takdir yetkisidir.
Yargıtay yakın tarihli bir kararında, alt derece mahkemesinin zina nedeniyle payın tamamını kaldırmasını yerinde bulmamış, evlilik süresi ve zinanın gerçekleşme biçimi gibi somut olguların gözetilerek daha ölçülü bir azaltma yapılması gerektiğine hükmetmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/4305, K. 2025/2817, T. 18.03.2025"Bölge Adliye Mahkemesince, asıl davada davacı-davalı erkeğin zina nedeniyle artık değerdeki pay oranının tamamının kaldırılmasına yönelik kabulü hatalı olmuştur. Şöyle ki, tarafların evlilik süresi, boşanma dosyası içeriği ile sabit olan zinanın gerçekleşme şekli ve tanık beyanları gözetildiğinde dosya kapsamı itibariyle örtüşmeyecek oranda artık değerdeki pay oranının tamamının kaldırıldığı anlaşılmaktadır. O halde, Bölge Adliye Mahkemesince, davacı-davalı erkeğin artık değerdeki pay oranının TMK'nin 4. ve TBK'nin 50. maddeleri uyarınca hukuk ve hakkaniyete uygun daha az miktarda azaltılarak artık değere katılma alacağının belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir."
Payın tamamen kaldırılması, yalnızca dosyadaki kusurun ağırlığı buna gerçekten uygun düştüğünde söz konusu olur. Yargıtay, alt derece mahkemesinin payı tümüyle sıfırlama kararını dahi ölçülülük denetiminden geçirmekte, tam kaldırmayı istisnai bir sonuç olarak görmektedir.
Tam kaldırmanın bozulmadan kesinleştiği dosyalar da vardır, kusurun boyutu ve dosyadaki somut olgular buna elverdiğinde. Bir katılma alacağı davasında yerel mahkeme, evliliğin kadının zinası nedeniyle sona erdiğini esas alarak bazı taşınmazlar üzerindeki payını tamamen kaldırmış, geri kalan mallar için ise yarı oranında bir azaltmaya gitmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2015/16752, K. 2017/5642, T. 18.04.2017"Mahkemece, asıl dava yönünden davacının 16427 ada 1 parsel 15 ve 16 no.lu taşınmazlara yönelik katılım payı alacağı talebinin reddine ve dava konusu edilen diğer gayrimenkuller ile davalı adına tescilli olan araç yönünden hesaplanan 267.000,00 TL katılım payı alacağının 4721 sayılı Yasa'nın 236/2 maddesi gereğince takdiren yarı oranında azaltılması ile 133.500,00 TL olacağı ve taleple bağlı kalınarak 100.000,00-TL katılım payı alacağının hüküm tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine..."
Yargıtay, kadının bu ret kararına yönelik temyiz itirazlarını yerinde bulmamıştır. Hüküm bu noktada onanmış, dosya yalnızca başka bir mal kalemindeki hesaplama sorunu nedeniyle kısmen bozulmuştur. Bu örnek, zina sabit olup kusurun ağırlığı somutlaştığında tam kaldırmanın hem uygulanabildiğini hem de Yargıtay denetiminden geçebildiğini göstermektedir.
Uygulamada daha sık görülen tablo, payın tamamen kaldırılması değil belirli bir oranda azaltılmasıdır. Yargıtay'ın onadığı bir dosyada, evlilik süresi ve tarafların ekonomik katkısı birlikte değerlendirilerek zina yapan kocanın %50 olan yasal payı %20 oranında indirilmiş, kocaya %40, kusursuz eşe ise %60 pay verilmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/3434, K. 2024/4923, T. 27.06.2024"...davalının zinası nedeniyle evliliğin sona erdiği, davalının katılma alacağı tüm malların bedeli üzerinden % 50 oranın olmakla birlikte 4721 sayılı Kanun'un 236 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca evlilik birliğinin süresi, tarafların emek ve çalışmalarının karşılaştırılması suretiyle davalının payından dosya kapsamı ve hakkaniyet gereği % 20 indirim yapılmasının uygun olduğu, buna göre kabule konu kısma ilişkin olarak davalıya % 40 oranında, davacıya ise % 60 oranında pay verilmesi gerektiği..."
Bu karar Bölge Adliye Mahkemesi'nce verilmiş, Yargıtay tarafından da onanarak kesinleşmiştir. Zina yapan eş, somut dosyadaki olgular nedeniyle payının beşte birini fiilen kaybetmiştir.

Genel Boşanma Sebebiyle Açılan Davada Aldatma Mal Paylaşımını Etkiler mi?
Hayır, davanın dayanağı TMK m.166'daki evlilik birliğinin temelinden sarsılması (genel boşanma sebebi) ise aldatma kanıtlanmış olsa bile katılma alacağı yine yarı yarıya hesaplanır. Uygulamada pek çok dosya, aldatma ispatlanabilir olsa da zina değil bu genel sebeple sonuçlanır ve bu tercih mal paylaşımını doğrudan etkiler.
Yargıtay, bu ayrımı doğrudan bir dosyada şöyle açıklığa kavuşturmuştur.[5]
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2010/11719, K. 2011/12472, T. 18.07.2011"...boşanmanın özel boşanma sebebi olarak zina (TMK.md.161) veya hayata kast (TMK.md.162) nedenine dayalı olarak gerçekleşmiş olması gereklidir."
Kararda taraflar TMK m.166 uyarınca boşanmış ve bu hüküm kesinleşmiştir. Zina iddiası dosyada tartışılmış olsa da boşanma zina sebebine dayanarak kurulmadığı için mahkeme, katılma alacağının TMK m.236/2 kapsamında azaltılamayacağı sonucuna varmıştır. Bu örnek, aldatan eşin kesinlikle mal alamayacağı yönündeki yaygın kanının her davada geçerli olmadığını göstermektedir.
Aşağıdaki tablo, boşanma sebebine göre mal paylaşımının nasıl etkilendiğini özetler.
| Boşanma Sebebi | Mal Paylaşımına Etkisi |
|---|---|
| TMK m.166 (evlilik birliğinin sarsılması) | Katılma alacağı yarı yarıya hesaplanır, aldatma ispatlansa da oran değişmez |
| TMK m.161 (zina) veya m.162 (hayata kast) | Hakim, kusurlu eşin payını hakkaniyete göre azaltabilir veya kaldırabilir |
| Sözleşmeyle seçilmiş mal ayrılığı rejimi | TMK m.236 hiç uygulanmaz, aldatma paylaşımı etkilemez |
Aldatmanın Maddi ve Manevi Tazminata Etkisi Mal Paylaşımından Farklıdır
Mal paylaşımı ile boşanma tazminatı sık karıştırılan ama birbirinden bağımsız iki hukuki kurumdur. Aldatmanın asıl etkisi, çoğu dosyada mal paylaşımında değil tazminat talebinde ortaya çıkar.
Kusuru daha az olan veya kusursuz eş, boşanma yüzünden zedelenen menfaatleri için maddi tazminat, kişilik haklarına yapılan saldırı için de manevi tazminat isteyebilir.[6] Bu talep, Türk Medeni Kanunu'nun 174. maddesine dayanır ve mal rejiminin tasfiyesinden bağımsız bir davada veya aynı dava içinde ayrı bir istem olarak ileri sürülür.
Aldatılan eşin yoksulluğa düşecek olması halinde talep edebileceği nafaka da ayrı bir konudur ve kusur burada belirleyici bir ölçüttür. Nafaka türleri, şartları ve dava süreciyle ilgili ayrıntılı bilgiye Nafaka Nasıl Alınır yazımızdan ulaşabilirsiniz.

Katkı Payı Alacağı ve Zamanaşımı Süresi Ne Kadardır?
Tasfiyenin ilk adımı, her eşin diğerinde kalan kendi malını geri almasıdır ve bu adımda da kusur aranmaz.[7] Bunun yanında bir de değer artış payı vardır, uygulamada katkı payı olarak da anılır ve tamamen nesnel bir hesaba dayanır.
Bir eş, diğerine ait bir malın alınmasına, iyileştirilmesine veya korunmasına karşılıksız katkı yapmışsa, tasfiye sırasında bu katkısı oranında ayrıca alacak hakkına sahip olur.[8] Bu hesaplamada da kusur aranmaz, aldatan eş bu alacağı istemekten yoksun bırakılmaz.
Zamanaşımı konusunda sık karşılaşılan bir yanılgı, boşanma davalarındaki 1 yıllık sürenin mal paylaşımı davasını da kapsadığı düşüncesidir. Oysa bu kısa süre yalnızca nafaka ve tazminat gibi boşanmanın feri niteliğindeki taleplerine uygulanır, mal rejiminin tasfiyesi davası genel 10 yıllık zamanaşımına tabidir.[9]

Mal Paylaşımı Davası Nasıl Açılır?
Mal rejiminin tasfiyesi davası, boşanma davasıyla birlikte açılabileceği gibi boşanma kesinleştikten sonra ayrı bir dava olarak da açılabilir. Görevli mahkeme aile mahkemesidir ve dava, diğer eşe veya onun mirasçılarına karşı yöneltilir.
Kendisine boşanma davası açılan taraf, mal paylaşımı talebini karşı dava yoluyla cevap dilekçesiyle birlikte de ileri sürebilir. Bu sürecin süre ve içerik kurallarını Boşanma Davası Cevap Dilekçesi yazımızda ayrıntılı olarak anlattık.
Aldatan Eşin Mal Kaçırma Şüphesinde Tedbir Alınabilir mi?
Dava sürerken taraflardan birinin malını devretmesi veya elden çıkarması, diğer eşin katılma alacağını fiilen değersiz bırakabilir. Bu ihtimale karşı hakim, eşlerden birinin istemi üzerine belirli malvarlığı değerleri üzerindeki tasarrufun karşı tarafın rızasına bağlanmasına karar verebilir.[10] Taşınmazlarda bu karar tapu kütüğüne şerh edilir ve üçüncü kişilere karşı da etki doğurur.

Aldatan eşin mal paylaşımı konusunda detaylı bilgi almak için hemen İletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.
Aldatan Eş Mal Alabilir mi Hakkında Sık Sorulan Sorular
Aldatan eşin mal paylaşımı hakkında en çok merak edilen soruları bu başlıkta yanıtladık.
Aldatan eş mal talep edebilir mi?
Evet, boşanma davası genel sebeple (TMK m.166) sonuçlanmışsa aldatan eş de edinilmiş mallardaki katılma alacağını talep edebilir. Bu talep, ancak dava özel olarak zina veya hayata kast sebebine dayanıp bu sebeple sonuçlanırsa hakimin takdiriyle azaltılabilir veya kaldırılabilir.
Aldatan eş boşanmada mal paylaşımından tamamen mahrum kalır mı?
Hayır, otomatik bir mahrumiyet yoktur. Payın azaltılması veya kaldırılması hakimin somut olaya göre kullandığı bir takdir yetkisidir ve yalnızca zina veya hayata kast sebebine dayalı boşanmalarda uygulanabilir.
Mal ayrılığı rejiminde aldatmanın mal paylaşımına etkisi var mı?
Hayır, TMK m.236/2'deki pay azaltma imkanı yalnızca edinilmiş mallara katılma rejiminde uygulanır. Eşler sözleşmeyle mal ayrılığı rejimini seçmişse zina veya hayata kast, mal paylaşımı hesabını hiç etkilemez.
Aldatan eş nafaka alabilir mi?
Yoksulluk nafakası için nafaka isteyen tarafın kusurunun karşı taraftan ağır olmaması gerekir. Aldatma nedeniyle daha ağır kusurlu bulunan eş kural olarak yoksulluk nafakası talep edemez, ancak bu değerlendirme mal paylaşımından bağımsız ayrıca yapılır.
Kişisel mallar aldatma durumunda paylaşıma dahil edilir mi?
Hayır, miras veya bağış yoluyla edinilen mallar ile evlilik öncesine ait mallar kişisel mal sayılır ve kusur ne olursa olsun paylaşım dışında kalır.
Mal paylaşımı davası kaç yıl içinde açılmalıdır?
Mal rejiminin tasfiyesi davası, boşanmanın kesinleşmesinden itibaren genel 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Bu süre, boşanma davalarındaki 1 yıllık kısa zamanaşımından farklıdır.
Referans ve Kaynaklar
[1] 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.202: Eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanması asıldır.
[2] 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.231.
[3] 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.219 ve m.220.
[4] 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.161 ve m.162.
[5] Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2010/11719, K. 2011/12472, T. 18.07.2011 — payın kaldırılması veya azaltılması için boşanmanın özel sebep olan zina veya hayata kast nedenine dayalı olarak gerçekleşmiş olması gerektiği.
[6] 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.174: Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir.
[7] 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.226.
[8] 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.227.
[9] Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2013/8-375, K. 2013/520, T. 17.04.2013 — mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan katılma ve değer artış payı alacaklarının TMK m.178'deki 1 yıllık süreye değil, genel 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu.
[10] 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.199.
Av. Kazım Ceylan • Tarih: 10 Ağustos 2026
