Av. Kazım Ceylan Hukuk Bürosu

Malpraktis (Doktor Hatası Davası) Nedir?

Av. Kazım Ceylan
17.08.2026

Malpraktis davası, bir hekimin veya sağlık kuruluşunun tıbbi standartlara aykırı davranışı sonucu hastanın zarar görmesi durumunda açılan tazminat davasıdır. Malpraktis, tıbbın kabul ettiği yöntem ve özenin dışına çıkılarak yapılan bir müdahaleyi ifade eder. Bu nedenle her istenmeyen sonuç değil, yalnızca kusurlu bir davranışın yol açtığı zarar dava konusu olabilir.

Yazı Özeti
  • Malpraktis davası hekimin ya da sağlık kuruluşunun tıbbi standartlara aykırı kusurlu davranışıyla hastanın zarar görmesi halinde açılan tazminat davasıdır.
  • Komplikasyon doğru yöntem ve özene rağmen ortaya çıkan öngörülebilir sonuçtur, kusur ile aradaki çizgiyi bilirkişi raporu çizer.
  • Özel hastaneye karşı dava adli yargıda açılır ve Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesine göre on yıllık zamanaşımına tabidir.
  • Kamu hastanesindeki hekimin hatasında dava idareye karşı idare mahkemesinde tam yargı davası olarak açılır.

Malpraktis (Doktor Hatası) ile Komplikasyon Arasındaki Fark Nedir?

Tıbbi literatürde komplikasyon, doğru teşhis konulmuş, doğru yöntem seçilmiş ve gereken özen gösterilmiş olmasına rağmen ortaya çıkabilen, tıbben öngörülebilir ama önlenemeyen bir sonuçtur. Malpraktis ise bunun tam tersini ifade eder: hekimin teşhiste, tedavi yönteminin seçiminde veya uygulamada tıp biliminin gerektirdiği özeni göstermemesi sonucu oluşan zarardır.

Bu ayrım davanın kaderini belirler. Bir sonucun yalnızca kötü olması, o sonucun kusurlu bir davranıştan kaynaklandığı anlamına gelmez. Mahkeme bu ayrımı kendisi yapamayacağı için, aradaki çizgiyi bilirkişi raporu çizer.

Alt metin: malpraktis ile tıbbi komplikasyon arasındaki farkı gösteren bilgi kartı
Malpraktis - Komplikasyon Ayrımı

Hekimin Özen Borcu Nereden Doğar?

Hekim ile hasta arasındaki ilişki, hukuken vekalet sözleşmesi niteliğinde değerlendirilir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 506. maddesi, vekilin üstlendiği iş ve hizmetleri vekalet verenin haklı menfaatlerini gözeterek sadakat ve özenle yürütmekle yükümlü olduğunu, bu özen borcunun ölçütünün ise benzer alanda iş üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış olduğunu düzenler.[1]

Hekim için bu ölçüt, kendi branşındaki ortalama bir uzmanın aynı koşullarda göstereceği tıbbi özen ve bilgi düzeyidir. Bu standardın altında kalan bir davranış, sonuç kötü olmasa bile özen borcunun ihlali sayılabilir. Ancak tazminat sorumluluğunun doğması için kural olarak zararın da gerçekleşmiş olması gerekir.

Özel Hastaneye veya Doktora Karşı Dava Nasıl Açılır?

Özel bir hastanede veya muayenehanede gerçekleşen bir malpraktis iddiasında, hasta ile hekim/hastane arasındaki ilişki sözleşmesel nitelikte olduğundan dava adli yargıda, genel mahkemelerde açılır. Davalı taraf, işlemi yapan hekim ile birlikte, hekimin çalıştığı özel hastane de olabilir. Hastane, istihdam ettiği personelin kusurundan sözleşmeye aykırılık hükümleri çerçevesinde sorumludur.

Zamanaşımı bakımından sözleşmeye dayalı tazminat talepleri, aksine özel bir hüküm yoksa 6098 sayılı Kanun'un 146. maddesindeki genel on yıllık zamanaşımına tabidir.[2] Talep haksız fiil hükümlerine dayandırılırsa, 72. madde uyarınca zarar ve sorumlunun öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl, her halde fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren on yıl içinde dava açılmalıdır. Fiil aynı zamanda suç oluşturuyorsa ve ceza kanunu daha uzun bir zamanaşımı öngörüyorsa o süre uygulanır.[3]

Kamu Hastanesine veya Devlet Hastanesi Doktoruna Karşı Dava Nasıl Açılır?

Kamu hastanesinde görevli bir hekimin işlemi nedeniyle oluşan zararlarda dava, hekime karşı değil, doğrudan idareye (hastanenin bağlı olduğu kuruma) karşı idare mahkemesinde açılır. Bu davaya tam yargı davası denir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesi, idari eylemlerden hakları ihlal edilenlerin, bu eylemi öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde önce ilgili idareye başvurmasını, başvurunun reddi veya otuz gün içinde cevap verilmemesi halinde dava açma süresi içinde dava açmasını şart koşar.[4]

Bu idareye başvuru şartı, kamu hastanesine karşı açılacak davalarda gözden kaçırılan ama davanın usulden reddine yol açabilen kritik bir adımdır. Doğrudan idare mahkemesinde dava açmadan önce bu ön başvurunun yapılmış olması gerekir.

Alt metin: özel ve kamu hastanesine karşı açılacak malpraktis davasının yargı yolu ve süre farkını gösteren bilgi kartı
Malpraktis Davasında Yargı Yolu

Aydınlatılmış Onam Eksikliği Tek Başına Tazminat Sebebi midir?

Tıbbi müdahale tıp biliminin gerektirdiği şekilde, hatasız yapılmış olsa bile, hastanın müdahale öncesinde riskler, alternatifler ve olası sonuçlar konusunda yeterince bilgilendirilmemiş ve onayının alınmamış olması ayrı bir sorumluluk sebebidir. Aydınlatılmış onam, hastanın kendi bedeni üzerindeki karar verme hakkının bir gereğidir. Bu hak ihlal edildiğinde, müdahale teknik olarak başarılı olsa dahi manevi tazminat talebi gündeme gelebilir.

Uygulamada onam formunun varlığı tek başına yeterli görülmez. Formun içeriğinin somut müdahaleye özgü, anlaşılır ve hastanın gerçekten bilgilendirildiğini gösterir nitelikte olması aranır. Matbu, genel geçer bir formun imzalatılmış olması, mahkemece yeterli aydınlatma sayılmayabilir.

Malpraktis Davasında Bilirkişi İncelemesi Nasıl Yapılır?

Malpraktis davalarının neredeyse tamamı bilirkişi incelemesine dayanır. Hakim tıbbi bir konuda kusuru kendisi belirleyemeyeceği için Adli Tıp Kurumu'na, üniversitelerin ilgili anabilim dallarına veya bilirkişilik listesinde kayıtlı uzman hekimlerden oluşan bir heyete rapor hazırlatır. Rapor, teşhis ve tedavi sürecinin tıp biliminin verilerine uygun olup olmadığını, kusur varsa derecesini ve zararla illiyet bağını değerlendirir.

Taraflardan biri rapora itiraz ederse yeni bir heyetten ek rapor istenebilir. Özellikle kusur oranı ve zarar tutarının belirlenmesi bu raporlara bağlı olduğundan, rapora karşı itirazların usulüne uygun ve zamanında yapılması dava sonucunu doğrudan etkiler.

Malpraktis Davasında Hangi Tazminatlar Talep Edilebilir?

Malpraktis davasında maddi ve manevi tazminat birlikte talep edilebilir. Maddi tazminat kapsamına tedavi giderleri, kazanç kaybı, sürekli iş göremezlik veya destekten yoksun kalma (ölüm halinde) girer. Manevi tazminat ise hastanın veya yakınlarının çektiği acı ve elem karşılığı talep edilir.

Ölümle sonuçlanan olaylarda hekimin ceza yönünden sorumluluğu ayrıca gündeme gelir. Türk Ceza Kanunu'nun 85. maddesi taksirle ölüme neden olan kişiyi iki yıldan altı yıla kadar hapisle, 89.

maddesi taksirle yaralamaya neden olan kişiyi dört aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırır.[5] Ceza davası ile tazminat davası birbirinden bağımsız yürür. Ceza davasındaki beraat kararı, hukuk mahkemesindeki tazminat talebinin reddini otomatik olarak gerektirmez.

Konusunda avukatlarımızla görüşme yapmak için Online Avukat Randevu sayfamızdan randevu alabilirsiniz. Detaylı bilgi için Avukata Sor sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.

Yeni yazı çıkınca haber verelim mi?

Hukuki haklarının farkında olmak için takip et!

Malpraktis Davası Hakkında Sık Sorulan Sorular

Malpraktis davasıyla ilgili en çok merak edilen soruları bu başlık altında topladık.

Malpraktis davası açmak için önce şikayette mi bulunulmalı?

Hayır, hukuk davası açmak için önceden ceza şikayetinde bulunma zorunluluğu yoktur. Hasta veya yakınları doğrudan tazminat davası açabilir, isterlerse ayrıca savcılığa şikayette de bulunabilir.

Bilirkişi raporu hekim lehine çıkarsa dava biter mi?

Hayır, bilirkişi raporu mahkeme için bağlayıcı değil, yol gösterici bir delildir. Taraflar rapora itiraz edebilir, mahkeme gerekirse yeni bir heyetten ek veya yeni rapor isteyebilir.

Malpraktis davasında hekim mi hastane mi davalı olur?

Özel sektörde genellikle hem işlemi yapan hekim hem de bağlı olduğu hastane davalı gösterilebilir. Kamu hastanesinde ise dava hekime karşı değil, doğrudan bağlı olunan idareye karşı açılır.

Estetik operasyonlarda malpraktis iddiası farklı mı değerlendirilir?

Estetik amaçlı müdahalelerde hastanın beklentisi genellikle daha somut olduğundan, aydınlatma yükümlülüğü ve sonucun hasta ile önceden konuşulan hedefe uygunluğu, mahkemece daha sıkı bir şekilde değerlendirilir.

İletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.


Referans ve Kaynaklar

[1] 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, madde 506.

[2] 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, madde 146.

[3] 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, madde 72.

[4] 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, madde 13.

[5] 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, madde 85 ve 89.

HUKUKİ DENETİM

Av. Kazım Ceylan Tarih: 17 Ağustos 2026

Bu Makaleyi Paylaş
Avukat Kazım Ceylan
Avukat Kazım Ceylanİstanbul Barosu • Sicil No: 78121

Av. Kazım CEYLAN ve ekibi başta işçi hakları, boşanma, kira, miras ve ceza hukuku olmak üzere birçok alanda çözüm odaklı hukuki destek sunmaktadır.

Bu içerik bilgilendirme amaçlı olup, hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır.

Ücretsiz Danışmanlık

Formu gönderdiğinizde, KVKK koşullarını kabul etmiş sayılırsınız.

Randevu
WhatsApp
Ara