Yalan tanıklık cezası, tanığın yalanı hangi merci önünde söylediğine ve bu yalanın yol açtığı sonuca göre dört aydan otuz yıla kadar geniş bir aralıkta belirlenir. Türk Ceza Kanunu bu suçu "Adliyeye Karşı Suçlar" bölümünde ayrıntılı biçimde düzenler; tanığın soruşturma aşamasında mı yoksa mahkeme huzurunda mı yalan söylediği, mağdurun bu yalan yüzünden ne tür bir zarara uğradığı cezanın miktarını doğrudan belirler. Halk arasında yalancı şahitlik olarak da anılan bu suç, gerçeğin ortaya çıkmasını engellediği için kanun koyucu tarafından katmanlı bir ceza sistemiyle cezalandırılır.
- Temel ceza dört aydan bir yıla kadardır: Soruşturma aşamasında tanık dinlemeye yetkili kişi veya kurul önünde yalan söyleyen kişi TCK m.272/1 uyarınca bu cezayla karşılaşır.
- Mahkeme huzurunda ceza bir yıldan üç yıla çıkar: Yemin ettirilerek dinlenen tanığın mahkemede yalan söylemesi m.272/2 kapsamında daha ağır cezalandırılır.
- Üç yıldan fazla hapis gerektiren suçlarda ceza iki yıldan dört yıla kadardır: Ağır bir suçun yargılamasında yapılan yalan tanıklık m.272/3 uyarınca artırılmış cezayla karşılanır.
- Mağdur ağır bir cezaya çarptırılırsa fail yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis alabilir: Aleyhine tanıklık yapılan kişi ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet hapisle cezalandırılmışsa m.272/6 devreye girer.
- Etkin pişmanlık cezayı tamamen kaldırabilir: Hükümden önce gerçeğin söylenmesi halinde TCK m.274 uyarınca ceza verilmez, sonraki aşamalarda kademeli indirim uygulanır.
- Suç şikayete bağlı değildir: Yalan tanıklık resen soruşturulur, mağdurun şikayetten vazgeçmesi kovuşturmayı durdurmaz.
Yalan Tanıklık Suçu Nedir?
Yalan tanıklık suçu, bir soruşturma veya kovuşturma kapsamında tanık sıfatıyla dinlenen kişinin bildiği veya gördüğü bir olayı gerçeğe aykırı biçimde anlatmasıyla oluşur. Soruşturmanın nasıl başlatıldığı Suç Duyurusu Şikayet Dilekçesi Örneği sayfamızda anlatılmaktadır. Kanun bu fiili TCK m.272'de düzenler ve korunan hukuki değer olarak yargılamanın doğru delillere dayanarak sonuçlanmasını esas alır.[1]
Suçun oluşması, tanığın kasıtlı biçimde gerçeği çarpıtmasına bağlıdır. Bir olayı yanlış hatırlayan ya da algısı nedeniyle hataya düşen kişi bu suçun faili sayılmaz; ceza sorumluluğu ancak bilerek ve isteyerek yalan söylenmesi halinde doğar. Tanık beyanının hukuk yargılamasındaki ağırlığı Boşanma Davasında Deliller yazımızda örneklenmektedir. Tanığın ifadesindeki bir çelişki de tek başına yeterli değildir, mahkeme gerçeğe aykırılığın bilinçli olduğunu ayrıca ortaya koymak durumundadır.
Suçun faili herkes olabilir; ancak fiilin oluşması, kişinin usulüne uygun biçimde tanık sıfatıyla dinlenmiş olmasını gerektirir. Şüpheli veya sanık sıfatıyla verilen ifadelerdeki çelişkiler bu suçu oluşturmaz, çünkü o kişi tanık değil, savunma hakkına sahip bir taraf olarak dinlenmektedir. Soruşturma evresinde savunmanın dosyaya erişimini sınırlayan tedbir Gizlilik Kararı Nedir, Hangi Suçlarda Verilir? yazımızda ele alınmaktadır.

Yalan Tanıklığın Cezası Ne Kadardır?
Yalan tanıklığın cezası, tanığın hangi aşamada ve hangi merci önünde yalan söylediğine göre kademeli olarak artar. TCK m.272, temel hali ve giderek ağırlaşan nitelikli halleri aynı maddede birlikte düzenler. Aşağıdaki tablo, maddedeki temel ve nitelikli hallerin ceza aralıklarını karşılaştırır.
| Fıkra | Yalan Tanıklığın Koşulu | Ceza |
|---|---|---|
| TCK m.272/1 | Soruşturma aşamasında, yemin ettirilmeksizin yetkili kişi/kurul önünde | 4 ay – 1 yıl hapis |
| TCK m.272/2 | Mahkeme huzurunda veya yemin ettirilerek | 1 yıl – 3 yıl hapis |
| TCK m.272/3 | Üst sınırı 3 yıldan fazla hapis gerektiren bir suçun yargılamasında | 2 yıl – 4 yıl hapis |
| TCK m.272/8 | Mağdur hakkında hapis dışı adli/idari yaptırım uygulanmışsa | 3 yıl – 7 yıl hapis |
| TCK m.272/6 | Mağdur ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet hapisle cezalandırılmışsa | 20 yıl – 30 yıl hapis |
Birinci fıkradaki temel hal, tanığın soruşturma makamı önünde ve yemin ettirilmeksizin dinlendiği durumları kapsar. İkinci fıkra ise aynı yalanın mahkeme huzurunda ya da yemin ettirilerek söylenmesini daha ağır bir cezayla karşılar; kanun koyucu yeminli beyanın yargılama üzerindeki etkisini daha yüksek gördüğü için bu farkı öngörmüştür.[2]
Üçüncü fıkra, yalan tanıklığın işlendiği asıl suçun ağırlığına bakar. Üst sınırı üç yıldan fazla hapis cezası gerektiren bir suçun soruşturma veya kovuşturmasında yalan söyleyen kişi iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasıyla karşılaşır.[3]
Koruma Tedbirine Bağlı Ağırlaştırılmış Haller Nelerdir?
Yalan tanıklığın mağdur üzerinde somut bir sonuç doğurması cezayı ayrıca ağırlaştırır. TCK m.272/4, mağdur hakkında gözaltı ve tutuklama dışında bir koruma tedbiri uygulanmış olup sonradan beraat veya kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmişse, yukarıdaki fıkralara göre belirlenen cezanın yarı oranında artırılacağını öngörür.[4]
Mağdurun gözaltına alınması veya tutuklanması durumunda kanun daha ileri gider. TCK m.272/5 uyarınca fail, bu durumda yalnızca yalan tanıklıktan değil, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun dolaylı faili olarak da sorumlu tutulur.[5] İki suçun bir arada uygulanması, tutuklama gibi ağır bir tedbirin yalan bir beyana dayanılarak alınmasının bedelini failin daha ağır ödemesini sağlar.

Mağdurun Ağır Bir Cezaya Çarptırılması Halinde Ceza Nasıl Artar?
Yalan tanıklığın en ağır sonucu, mağdurun bu yalan yüzünden hapis cezasına mahkum olmasıdır. Mağdur ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet hapis cezasına çarptırılmışsa fail, TCK m.272/6 uyarınca yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.[6]
Bu fıkranın kapsamı Anayasa Mahkemesinin 14.01.2015 tarihli kararıyla daralmıştır. Mağdurun süreli bir hapis cezasına mahkum olması haline ilişkin ayrı bir oran, madde metninden iptal edilmiş ve yerine yeni bir düzenleme konulmamıştır; iptal kararı 29.04.2015 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak altı ay sonra yürürlüğe girmiştir.[7] Güncel madde metni bu nedenle yalnızca ağırlaştırılmış müebbet ve müebbet hapis cezasına mahkumiyet hallerini açıkça karşılar.
Mağdurun mahkum olduğu hapis cezasının infazına fiilen başlanmışsa kanun cezayı bir kez daha artırır. TCK m.272/7, bu durumda altıncı fıkraya göre belirlenen cezanın yarısı kadar bir artırım öngörür; bu da failin karşılaşacağı üst sınırı kırk beş yıla kadar çıkarabilir.[8]
Mağdur hakkında hapis cezası dışında bir yaptırım uygulanmışsa kanun ayrı ve daha hafif bir oran belirler. TCK m.272/8, bu durumda faile üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezası öngörür.[9]
Yalan Tanıklıkta Şikayet ve Dava Zamanaşımı Süresi
Yalan tanıklık suçu şikayete bağlı bir suç değildir. Cumhuriyet savcılığı yalan tanıklık şüphesini öğrendiği anda resen soruşturma başlatır; mağdurun şikayetinden vazgeçmesi ya da uzlaşma talep etmesi kovuşturmayı durdurmaz.
Zamanaşımı süresi ceza miktarına bağlı olarak değişir, bu yüzden tek bir rakamla özetlenemez. Temel hal ile üç yıldan fazla hapis gerektiren suça bağlı nitelikli halin üst sınırı beş yılı geçmediğinden bu hallerde dava zamanaşımı sekiz yıldır.[10] Hapis dışı yaptırım uygulanan mağdur haline ilişkin m.272/8'in üst sınırı yedi yıl olduğundan bu durumda zamanaşımı on beş yıla çıkar.[11] Mağdurun ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet hapisle cezalandırıldığı en ağır halde ise zamanaşımı yirmi yıla uzar.[12]

Etkin Pişmanlık Hükmü Cezayı Nasıl Etkiler?
Yalan tanıklık suçunda kanun, failin sonradan gerçeği söylemesini ödüllendiren özel bir etkin pişmanlık hükmü öngörür. TCK m.274, gerçeğin hangi aşamada söylendiğine göre üç farklı sonuç bağlar.
Mağdur hakkında bir hak kısıtlaması veya yoksunluğu doğuracak bir karar verilmeden ya da hükümden önce gerçek söylenirse fail hiç cezalandırılmaz.[13] Böyle bir karardan sonra fakat hükümden önce gerçeğe dönülürse hakim cezanın üçte ikisinden yarısına kadarını indirebilir.[14] Mağdur hakkındaki mahkumiyet kararı kesinleşmeden önce gerçek söylenirse indirim oranı yarıdan üçte bire kadar geriler.[15]
Bu hükmün kimi zaman göz ardı edilen bir sınırı vardır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, etkin pişmanlığın yalnızca mağdur aleyhine yalan tanıklık yapan fail için uygulanabileceğine, mağdur lehine yalan söyleyip sonradan aleyhe döneni kapsamadığına hükmetmiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2015/177, K. 2018/205, T. 08.05.2018"(...) maddenin yoruma olanak tanımayacak açıklıktaki lafzına göre etkin pişmanlık hükümlerinin sadece aleyhe tanıklık yapan kişi hakkında öngörülmesi (...) sadece aleyhe tanıklık yapılması durumu için öngörülen TCK'nun 274. maddesinin, lehe tanıklık yapılması hâlinde uygulanmasının mümkün olmadığının kabulü gerekmektedir."
Somut olayda, mağdur lehine yalan söyleyip soruşturma sırasında aleyhe döndüğünü ikrar eden bir tanık bu yüzden etkin pişmanlıktan yararlanamamış, hükümlülüğüne karar verilmiştir. Madde metni yalnızca aleyhe tanıklıktan geri dönüşü kapsadığı için lehe tanıklıktan sonraki geri dönüş farklı bir kategoride kalır.
Şahsi Cezasızlık veya Cezada İndirim Sebepleri Nelerdir?
Kanun, tanığı zor bir konumda bırakan iki durumda hakime takdir yetkisi tanır. TCK m.273, kişinin kendisi, üstsoyu, altsoyu, eşi veya kardeşi hakkında soruşturma açılmasına yol açabilecek bir konuda yalan söylemesi halinde cezada indirim yapılabileceğini, hatta cezadan tamamen vazgeçilebileceğini düzenler.[16] Aynı imkan, tanıklıktan çekinme hakkı bulunan ama bu hakkı kendisine hatırlatılmadan dinlenen kişi için de geçerlidir.[17]
Bu kolaylığın bir istisnası vardır: hüküm, özel hukuk uyuşmazlıkları kapsamındaki yalan tanıklıkta uygulanmaz.[18] Boşanma veya alacak davasında yakınını korumak için yalan söyleyen bir tanık bu indirimden yararlanamaz; madde yalnızca ceza yargılamalarındaki yalan tanıklığı kapsar.
Yalan Tanıklık Cezası Ertelenebilir mi, Adli Para Cezasına Çevrilebilir mi?
Yalan tanıklığın temel hali kısa süreli hapis cezası öngördüğü için genel infaz kolaylıklarından yararlanma ihtimali yüksektir. Mahkeme, failin geçmişine ve dosyanın somut haline bakarak temel haldeki hapis cezasını adli para cezasına çevirebilir, erteleyebilir veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verebilir. Bu noktada net bir oran vermek doğru olmaz, çünkü karar tamamen mahkemenin takdirine ve failin sabıka durumuna bağlıdır.
Nitelikli hallerde bu ihtimal daralır. Ceza miktarı arttıkça hem erteleme hem adli para cezasına çevirme koşulları daha güç sağlanır; mağdurun ağır bir cezaya çarptırıldığı en üst dilimde ise bu imkan pratikte ortadan kalkar.
Hükmedilen hapis cezasının fiilen ne kadarının infaz edileceğini öğrenmek isteyenler Ceza İnfaz Hesaplama aracımızı kullanabilir. Mahkumiyet kesinleştikten sonra adli sicil kaydının ne zaman silineceği ise Adli Sicil Kaydı (Sabıka Kaydı) Nasıl Silinir? yazımızda ayrıntılı biçimde anlatılmıştır.
Yalan Tanıklık (Yalancı Şahitlik) Cezası konusunda avukatlarımızla görüşme yapmak için Online Avukat Randevu sayfamızdan randevu alabilirsiniz.
Yalan Tanıklık (Yalancı Şahitlik) Cezası konusunda detaylı bilgi için Avukata Sor sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.
Dosyanız hakkında somut bir değerlendirme için İletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.
Yalan Tanıklık Suçu Hakkında Sık Sorulan Sorular
Bu suça ilişkin en çok sorulan soruları aşağıda yanıtladık.
Yalan tanıklık suçu şikayete bağlı mıdır?
Hayır. Yalan tanıklık resen soruşturulan bir suçtur; mağdurun şikayetinden vazgeçmesi veya uzlaşma istemesi kovuşturmayı durdurmaz.
Etkin pişmanlık her durumda cezayı tamamen kaldırır mı?
Hayır. Cezanın tamamen kalkması yalnızca mağdur hakkında hak kısıtlayıcı bir karardan veya hükümden önce gerçeğin söylenmesi halinde mümkündür; daha sonraki aşamalarda kademeli bir indirim uygulanır.
Tanıklıktan çekinme hakkı olan biri yine de yalan söylerse ceza indirimi uygulanır mı?
Evet, ancak koşullu olarak. Bu hak kendisine hatırlatılmadan dinlenip yalan söyleyen kişi için hakim cezada indirim yapabilir veya cezadan vazgeçebilir; bu bir zorunluluk değil, takdir yetkisidir.
Yalan tanıklık cezası ertelenebilir mi?
Temel haldeki kısa süreli hapis cezası, failin geçmişine ve mahkemenin takdirine bağlı olarak ertelenebilir veya adli para cezasına çevrilebilir. Mağdurun ağır bir sonuçla karşılaştığı nitelikli hallerde bu imkan pratikte ortadan kalkar.
Yalan tanıklık suçunun zamanaşımı süresi kaç yıldır?
Ceza miktarına göre değişir. Temel hal ve orta ağırlıktaki nitelikli hallerde sekiz yıl, hapis dışı yaptırıma yol açan halde on beş yıl, mağdurun ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet hapisle cezalandırıldığı en ağır halde yirmi yıldır.
Referans ve Kaynaklar
[1] 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.272/1.
[2] 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.272/2.
[3] 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.272/3.
[4] 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.272/4.
[5] 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.272/5.
[6] 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.272/6.
[7] Anayasa Mahkemesi'nin 14.01.2015 tarihli kararı; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.272/6 metninde yer alan "süreli hapis cezasına mahkûmiyeti halinde, mahkûm olunan cezanın üçte ikisi kadar hapis cezasına" ibaresini iptal etmiştir.
[8] 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.272/7.
[9] 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.272/8.
[10] 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.66/1-e.
[11] 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.66/1-d.
[12] 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.66/1-c.
[13] 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.274/1.
[14] 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.274/2.
[15] 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.274/3.
[16] 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.273/1-a.
[17] 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.273/1-b.
[18] 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.273/2.
Av. Kazım Ceylan • Tarih: 22 Ağustos 2026
